Arşiv | matbuat RSS feed for this section

Eylül

26 Tem

Bu aralar fecii halde Türk edebiyatına düştüm. Kürk Mantolu Madonna’yla bayıldığım Sabahattin Ali’leri bir çırpıda bitiriverdim. Eski İstanbul’da veya zamanlarda geçen kitapları severim fakat adına ve ününe aldanıp aldığım Mehmet Rauf’un “Eylül”ü açıkça söylemek gerekirse benim için biraz sükut-u hayal oldu.

Nedenlerine gelirsek:

  • Düzenli bir kitap okuyucusu olarak -bana özgü bir takıntıdır, değildir bilemiyorum- kitapları bildiğim ve takip ettiğim yayınevlerinden almaya gayret ediyorum. “Armoni Yayınları”ndan ise hiç okumamıştım. Bir daha da zorunlu olmadıkça okuyacağımı düşünmüyorum. İnanılmaz yazım hatalarıyla dolu.
  • Çevirinin de zaman zaman yanlış olduğunu düşündüm. (Çeviri, çünkü orijinal hali anlaşılamayacak kadar ağır bir Osmanlıca) mesela, olay negatif ilerlerken bir anda pozitif anlamı olan bir cümle karşınıza çıkıyor ve fazlasıyla anlam kargaşası yaratıyor. Ben olayın gelişine göre kendimce yorumladım.

Hadi bunlar basım yanlışları, bir Can Yayınları’ndan çıksa bu tip hatalar olmaz dedik de kitabın içeriğine gelirsek: (Bu arada edebiyatçı falan değilim sadece kişisel gözlemlerim :))

  • Konu Aşk-ı Memnu tadında enteresan bir konu olmasına rağmen çok kısır ve yetersiz karakterlerle işlenmiş. Bir süre sonra sıkıyor.
  • Yine çeviri hatası olabilir ama kitabın sonunda sanki Mehmet Rauf da bıkmış da, “aman hadi bitsin” gibi bir tavırla alakasız bir şekilde sona bağlanmış.
  • Onun dışında romanın adını veren “eylül” hüzünlü ve mutsuz bir hayata işaret ediyor.

Açıkçası benbir Servet-i Fünuın eseri, ilk psikolojik roman ve bir klasik olduğu ve okumam gerektiğine inandığım için sonuna kadar okudum. Ancak ondan çok çok daha güzel, edebi ve akıcı romanların da olduğu kanısındayım. Pek bayılmadım açıkçası. Yine de edebiyat bu, herkesin hoşuna giden noktalar farklı olabiliyor.